Çalışan Anneler

Çalışan Anneler



Geçmiş zamanlara göre annelerin daha çok iş yaşamında olmaları, günümüz anne-çocuk ilişkisini farklı boyutlarda – çocuğun bakımı, gelişimi, çocukla kurulan iletişim, geçirilen zaman ve bu zamanın nasıl geçirildiği- etkilemiş ve değiştirmiştir.

Zamanımızda en çok merak edilen çalışan mı yoksa evinin hanımı olan annenin mi daha sağlıklı, mutlu ve her ebeveynin olmasını arzu ettiği çocuklar yetiştirdiği sorusunun cevabıdır. Burada bilmemiz gereken bu sorunun tek ve genel bir cevabının olmaması, her yaşanılan ortamın kendi içinde kendine özel değerlendirilmesi gerektiğidir. Şu da bilinmelidir ki, çocuğunu koşulsuz sevmek, onunla sağlıklı ve iyi bir iletişimde olmak, ona verilen mesajların net ve anlaşılır olması, gerçek anlamda bir birliktelik yaşamak, anne ister sürekli evde isterse de dışarıda çalışıyor olsun olabilecek en idealidir.

Annelerin çalışma hayatına girmesinin çok çok uzun bir geçmişi olmaması ve bir annenin hem çalışan hem de çocuğuna bakan olarak zaman zaman eleştirilmesi ya da hem iyi bir çalışan hem de iyi bir anne olunup olunamayacağının daha çok merak edilmesi sebebiyle burada çalışan anneler üzerinde durulması tercih edilmiştir.

Annelerin çocuklarıyla kuracakları ilişkinin sağlıklı olması; annelerin çocukları konusunda daha bilinçli ve bilgili olmalarıyla, aynı zamanda bu bildiklerini uygulamalarıyla artar; bu durum her anne için olduğu kadar çalışan anneler için de geçerlidir. Çalışan annelerin kendilerini çocuklarına doğru ifade etmeleri ve çocuklarının da onları anlamaları, kısacası çalışan bir anne ve çocuğu arasında sağlıklı ve doyumlu bir ilişkinin kurulması adına bazı adımlar atılabilir:

· Bu konu altında öncelikli vurgulanması gereken sınırlı zamanı olan çalışan annelerin çocuklarıyla kaliteli bir zaman geçirmeleridir. Kaliteli birliktelik; annenin o esnada her yapılanı ya da her düşünüleni bir kenara bırakarak gerçek anlamda çocuğuyla olması, ona odaklanması, kısacası her yönüyle anne ve çocuğa ayrılan bir zamanın olması demektir. Burada zamanın uzunluğu değil, kaliteli olması bir değerdir.


Çocuğuyla kaliteli birliktelik, sürekli çocuğuyla birlikte olan anneler için de önemlidir; çocuğunuzla sürekli aynı kalitede beraber olmanız mümkün değildir, hatta bunu sağlamaya çalışan anneler zamanla çocuklarına karşı daha tahammülsüz, isteksiz, mutsuz, sinirli ve ilgisiz olabilmektedir.


Zaman zaman çocuklarıyla sürekli birlikte olan anneler, fark ederler ki gün boyu çocuklarının yanında olmuş fakat gerçek anlamda hiç beraber olmamışlardır; örneğin, anne televizyon seyretmiş, çocuğu yanında oturmuştur ya da anne misafirliğe gitmiş çocuğunu da yanına almış, fakat çocuğuyla misafirlik boyunca hiç ilgilenmemiştir. O gün çocuğunuza ayırabileceğiniz sadece 1 saat ise, o bir saatin 60 dakikasını çocuğunuzla doyasıya geçirebilirsiniz, belki sadece konuşup paylaşım içinde bulunarak, oyun oynayarak, şarkı söyleyerek, hikaye anlatarak, dans ederek, müzik dinleyerek, sarılıp öperek ve daha çocuğunuzla ilişkinize özgü pek çok faaliyet içinde bulunarak; inanın bunlardan birini çocuğunuzla gerçek anlamda yapmak için 1 saat uzun bir zaman bile sayılabilir.

· Çocuğunuzu çalışacağınız döneme önceden hazırlamanız mümkündür. Çocuğunuza annelerin çalışmalarıyla ilgili kitaplar okumak, hikayeler anlatmak ve çevrenizde bulunan örnekleri göstermek, çocuğunuzun kendisini biraz da olsa sizin çalışacağınıza, evden gidip tekrar geleceğinize hazırlamasını, bu aile düzeninin normal olduğunu anlamasını, sadece kendi annesinin değil daha birçok annenin çalıştığını idrak etmesini, kendini yalnız hissetmemesini, terk edilmiş duygusunu yaşamamasını, annesinin gitmesiyle cezalandırılmadığının anlamasını, korku ve güvensizlik duymamasını sağlayacaktır.


· Çalışan annelerde en sık rastlanılan durum annenin çalışması ve çocuğundan ayrı olması sebebiyle suçluluk duyması, kendini yetersiz bulması, çaresiz görmesi ve böylelikle kendini hem işte bir çalışan hem de evde bir anne olarak mutsuz hissetmesidir. Bazı çalışan anneler çocuklarına kendilerini affettirme, yokluklarını unutturma ve çocuklarını mutlu etme düşüncesiyle işten eve her geldiklerinde mutlaka bir hediyeyle gelirler, fakat bu durum zaman içinde çocukları fazlaca materyalist, maddiyata düşkün, her şeyi hediyeyle ölçüt bilen, tatminsiz ve bir gün olur da anneleri bir hediye ile gelmez ise annelerini işte asıl o zaman suçluluk ve çaresizlik hisleri içinde bırakacak çocuklar haline gelebilirler.


Çalışan anneler çocuklarına zaman zaman eve gelirken hediye alabilir elbette, lakin bu durum alışıldık bir hal ya da görev ya da bir beklenti halini almamalıdır; zira çocuğunuz aklını karıştırmadığınız ve kendiniz yerine başka bir şeyi koymaya çalışmadığınız zaman gerçekte sizi bekler, özler ve en çok sizi görünce mutlu olur.


· Çalışan annelerin işe giderken çocuklarını haberdar etmeleri ve bilgilendirmeleri de diğer önemli bir durumdur. Bazı anneler çocukları ağlamasın, üzülmesin ya da tepki göstermesin diye sessizden ve haber vermeden işe gitmeyi daha doğru bulurlar, sanki çocuklar annelerinin evde olmadığını hiç anlamayacak ya da annelerinin gün boyu evde olduklarını düşüneceklermiş gibi. Burada uygun olan çocuğunuz ilk zamanlarda tepki gösterse, ağlasa ya da üzülse de onu işe gideceğiniz ve ne zaman geleceğiniz konusunda bilgilendirmek, aynı zamanda onu saymak, kandırmamak, tepkilerini anlamak, sakin, istikrarlı ve kararlı bir yaklaşımı sürdürmektir. Zamanla göreceksiniz ki çocuğunuz kendi aile düzenine alışacak ve sizi işe o uğurlayacaktır; olması gereken de budur. Çocuğunuzun her duruma alışması bir zaman ister ve siz de her daim aynı sevecen, istikrarlı ve kararlı yaklaşımınızla çocuğunuza bu zamanı vermiş olacaksınız. Her çocuk kendi aile düzeni içinde yetişir, o düzeni benimser ve hatta zamanla en iyisinin bu düzen olduğunu düşünür.


· Çocuklarının çalıştıkları işleri anlamalarını kolaylaştırmak, eğlenmelerini ve annelerinin işlerini sevmelerini sağlamak adına çalışan annelerin çocuklarını işleriyle ilgili bilgilendirmeleri hatta işleriyle ilgili çocuklarıyla oyun kurmaları faydalı olacaktır. Mümkünse çocuğunuza çalıştığınız yeri göstermek ve onu çalışma arkadaşlarınızla tanıştırmak, çocuğunuzun siz gittikten sonra gittiğiniz yeri gerçekçi bir biçimde gözünde canlandırmasına, sizin gittiğiniz yeri bildiği gibi geleceğinizi de bilerek rahatlamasına, ailede herkesin bir görev ve sorumluluğu bilincini erken yaşlarda olsa bile geliştirmesine, çalışma ve bir şeyler üretme isteği içinde olmasına, kendisinin de çalışma hayatıyla ilgili oyun kurarak gelişim göstermesine sebep olacaktır.

· Anne çalışırken çocuğa bakan bakıcı ya da aile bireyi ile iyi ve sıkı bir iletişim içinde olmak hem çocuğun gelişimini takip etmek hem de aynı disiplin içinde çocuğu yetiştirmek adına önem taşır. Mümkünse anne çalışır ya da evde yokken çocukla ilgili yapılanların yazılması, ortak bir defterin tutulması, hafta sonlarında da annenin bu deftere yapılanları yazması, her gün çocukla ilgili gelişmelerin konuşularak da değerlendirilmesi, sağlam ve unutulmaz bir paylaşımı, işbirliğini
sağlayacaktır. Eğer çocuk annenin çalışma zamanında okula gidiyorsa, söz edilen iyi ve sıkı iletişim okul için de geçerlidir.

Her durumda olduğu gibi çocuk yetiştirmek ve bir işte çalışmak emek ister; her yaptığımızı en iyi şekilde yapmak ve tabi en iyi karşılığını da almak en büyük arzumuzdur. Hem mutlu ve iyi bir çalışan hem de olabileceğimiz kadar iyi bir anne olmak için en başta kendimize ve zamana güvenmeli, rahat olmalı, kaygılarımızdan kurtulmalı –gerekirse profesyonel bir yardım almalı- ve kendimize de zaman ayırmayı unutmamalıyız.


Her bireyin birbirinden farklı potansiyelleri ve sınırları vardır, fakat her bir bireyin mutlaka bir an gelir ki şarj olamaya ve dinlenmeye de ihtiyacı vardır; ancak bundan sonra birey yenilenerek daha etkin, canlı, istekli, mutlu ve dinamik yoluna devam edebilir. Yaşamı bir istikamette giden yola benzetirsek, bu yolu en sağlıklı ve huzurlu katetmemiz için mutlaka durakları kullanmalı ve mola vermeliyiz; ancak o zaman dinlenmiş, bir öncekinden daha bilinçli ve etkin hatta yeni yollar bile keşfetmiş olarak yolculuğumuza en iyi şekilde devam edebiliriz.


Elbette hayat tek başınalık değil, birlikteliktir ve biz yorgun düştüğümüz zamanlar ailemiz bizim için oradadır tıpkı bizim de onlar için olacağımız gibi; bu durumda onlardan destek almak, yeri geldiğinde destek istemek ve vermek de hayatı daha doyumlu ve dolu yaşamamızı sağlar. Umarım siz aynı çatı altında birbirinize yabancı değil, koskoca ve her şeye yetebilen bir aile olanlardan ya da olmaya çalışanlardansınızdır.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

%d bloggers like this: