GÖÇMENLER VE GERÇEKLER (1)

January 18, 2011

DR. ALİ SAK


Bild gazetesi her zaman olduğu gibi gene „sorumlu“ gazetecilik örneği sergileyerek halkın nabzını tutmuş ve Alman halkını daha çok sağa kaydırma çabalarından birisini daha eklemiştir.


Çok değil bundan bir ay önce Ruhr Kitap Fuarı çerçevesinde Bild gazetesi genel yayın yönetmeni Kai Diekmann ve Hürriyet yazarı Ertuğrul Özkök ile yapılan söyleşi sonunda Kai Diekmann ile ayak üstü sohbetimizde ona şu soruyu sormuştuk.


Bild gazetesi gerçekten uyum konusunda olumlu yayın politikası uyguluyor mu? Daha çok olumlu haberler verilerek uyuma daha çok katkınız olmaz mı?


Yanıtı kısa ve öz olmuştu. „Basının görevi toplumda doğru ve olumlu olanları değil, daha çok ters giden şeyleri halka duyurmaktır“.


Sayın Diekmann bu söyleminde hiç de haksız değil, fakat unuttuğu bir şey var. Evet, basının görevi eleştirisel yaklaşmaktır ve olayları tüm çıplaklığıyla ortaya koymaktır.


Fakat bunu yaparken toplumun en zayıf kesimlerini rencide ederek, onları köşeye sıkıştırarak, onları toplumsal olumsuzlukların sorumlusu olarak göstermekle değil, konuları objektif bir bakış açısıyla değerlendirmek gerekir. Bild gazetesinin 23.11.2010’da atmış olduğu başlık ve gazetenin konuyu duyuruş şekli düşündürücüdür. „Yabancılar ve Hartz IV konusundaki acı gerçekler – Lübnan’lıların yüzde 90’ı Hartz IV alıyor.“


Giriş olarak konunun özeti şu şekilde veriliyor: „Sayılar korkutan türden! Yabancı kökenli vatandaşlar, ki bu istatistik sadece yabancı pasaport sayısı olanları kapsamakta, Almanlara nazaran ortalama iki kat daha çok Hartz IV almaktalar.“


Konuyu ele alan yazarlar S. ERNST, S. JUNGHOLT, C. MARTENS Alman halkının yabancılar hakkında düşündüklerini ve beklediklerini yazmışlar. Aslında konu kısmen de olsa Bild gazetesine „yakışmayacak“ bir şekilde ele alınmış. Atılan başlık dışında konu şaşırtacak bir şekilde bir takım ciddi verilerle beslenmiş ve neden yabancıların daha çok Hartz IV aldıkları gerekçelerindirilmiş. Fakat bu gerekçeler genelde bir takım populist söylemler arkasında gizlenmiş.


Evet gizlenmiş diyorum çünkü bir takım ek cümlelerle Alman toplumuna uyum sağlamanın, onlarla birleşmenin hatta asimile olsanız bile kabul görmenin zorluğunun altı gizlice çiziliyor. Öyle olmasa girişde yabancı vatandaşlardan söz ederken, Alman pasaportlu olan yabancıların bu istatistiğe girmedikleri özellikle vurgulanırmıydı? Sahi “Alman pasaportlu yabancılar” deyimi de ne oluyor? Peki ne zaman Alman oluruz veya ne zaman yabancı olmaktan kurtuluruz bu ülkede? 2011 de göçün elli yıllık geçmişi kutlanacak. Elli yıldır Alman pasaportlu olanlar bile hala daha misafir işçi statüsünde görülmesi düşündürücü değil mi? Demek ki Alman pasaportu almakla Alman olunmuyormuş? Sahi ne zaman ve nasıl Alman olunur bu ülkede?


Her ne kadar ekonomik çıkar nedeniyle bu tür popilizm ve bilinçaltı suçlama yayın politakısını belirli ölçüde anlayışla karşılamak mümkün olsa da, populizmin sınırları aşıldığı zaman demokrasinin bundan zarar göreceği kesindir. Örneğin Bild okurlarının yüzde 83’nün Thillo Sarrazin’e hak verdiği bizi şasırtıyor mu? Yoksa aksine, Bild okurlarının yaklaşık yüzde 20’sinin Sarrazin’e hak vermemiş olması, bizlerin önyargısız ve günah keçileri aramaksızın, federal hükümetin hedefine ulaşamayan uyum ve eğitim politikasına rağmen, birlikte yaşayabilmemiz için bir fırsat olarak mı görmek lazım?


Bir takım „sağa oynayan“ politikacılar tarafından genelde yabancılar ve özelde Türkler hakkında yürütülen tartışma birlik ve beraberlik içinde yaşamayı zehirlemekten öteye gidemeyeceği kesin. Toplumun bir kısmı günah keçisi haline getirilip hedef gösterildiği durumlarda tüm demokratların demokrasi adına bu gidişata karşı kesin bir tavır almaları gerekmektedir.


Çok değil bundan yaklaşık üç yıl önce (7.4.2006) Bild gazetesinde gene aynı amaçla üzüntü ve kaygıyla izlediğimiz şu başlıkları okumuştuk:


„Yabancılar hakkındaki gerçekler“
Bu başlık altında yabancıların
(1) eğitimsiz,
(2) suç oranı yüksek,
(3) yetirince almanca bilmezler ve getolarda yaşarlar,
(4) işsizler ve sosyal kasaları soyuyorlar
(5) müslüman kültüre sahipler ve camilerde sürekli kin ve nefret vaazları veriyor ve aynı zamanda terörizmi destekliyorlar oldukları toplum hafızasına yerleştirilmek istenmiştir.


Tüm bunları okurlarına sıralarken „sadece doğruluk/dürüstlük problemleri çözmede yardımcı olur“. diyorlardı. Ve tam üç sene sonra Sarrazin’e verilen destek aynı tonda tekrarlanıyor: „Nihayet, birileri gerçekleri söylüyor.“


O tarihlerde Hürriyet gazetesi „Bild gazetesi acaba türk düşmanlığı mı yapıyor“ diye sormuş ve Bild yönetimi tarafından 8.1.2008 tarihinde kesin bir dille red edilmişti. O zamanlar Bild gazetesi yabancıların genel nüfusun sadece 9%’una tekabül etmelerine rağmen, suçların 25%’inden sorumlu olduklarını yazmıştı. Bild gazetesi o zamanlar şu şekilde bir başlıkla konuya nihayi damgasını vurmuştu: „Gerçekleri söylemezsek, sorunları çözemeyiz“. Elbette, gerçekleri söyleyelim, fakat doğruca, dürüstce ve yalpalamadan. Bir sonraki yazımda Almanya daki göçmenlerle ilgili gerçekleri ele alacağım.


Aslıhan Gürbüz Kimdir Resimleri [Yahşi Cazibe]

January 17, 2011

ATV ekranlarında başlayan sitcom dizisi oldukça başarılı bir yapım. Peker Açıkalın, Hakan Yılmaz ve Sezai Aydın gibi önemli komedi ustaları oynuyor dizide.

Filmin iki başrol oyuncusu, Aslıhan Gürbüz’ün canlandırdığı Cazibe ile Hakan Yılmaz’ın canlandırdığı Kemal karakterleri arasındaki zoraki sahte evlilik ve bu evlilik çerçevesinde geçen olayların anlatıldığı dizide, eğlence hiç eksik olmuyor.

Filmin başarılı oyuncularından ve ekranların yeni yüzlerinden, dizinin bayan oyuncularından Aslıhan Gürbüz, Cazibe adlı Azeri karakteri başarıyla oynuyor.

Aslıhan Gürbüz, 1982 Çanakkale doğumlu. Aslıhan Gürbüz daha önce Goncakaranfil ve Bir Bulut Olsam adlı dizilerde rol aldı. Aslıhan Gürbüz aynı zamanda Kanal-i-zasyon filminde de rol almıştı. Yani televizyon dünyasının yeni isimlerinden biri.

#gallery-1 {margin: auto;}#gallery-1 .gallery-item {float: left;margin-top: 10px;text-align: center;width: 33%;}#gallery-1 img {border: 2px solid #cfcfcf;}#gallery-1 .gallery-caption {margin-left: 0;}

aslıhan gürbüz 2aslıhan gürbüz 3aslıhan gürbüz 4
aslıhan gürbüz 5aslıhan gürbüz 6aslıhan gürbüz


Bulgurlu Taze Fasulye Çorbası

January 17, 2011

Bulgurlu Taze Fasulye Çorbası – Malzemeler – İçindekiler

1 kg taze fasulye
1 kahve fincanı bulgur
1 adet soğan
2 adet domtes
Yarım çay bardağı sıvı yağ
1 yemek kaşığı salça
Tuz

Bulgurlu Taze Fasulye Çorbası – Pişirme Talimatları – Hazırlanışı – Yapılışı – Nasıl Yapılır ?

Bir tecereye önce sıvı yağı sonra da küp küp doğradığınız soğanları koyup kavurun.Soğanlar kavrulduktan sonra 2 adet domatesi rendeleyerek ekleyin. Bir iki dk daha kavurun. Bir kaşık salçayı ekleyip küçük küçük doğradığınız taze fasulyeyi de atıp kısık ateşte kavurmaya devam edin. Fasulyenin rengi değişince suyunu ilave edin. İsteğe göre ayarlayabilirsiniz suyunu. Fasulyelerin pişmesine 15-20 dk kala bulgurunu ve tuzunu ekleyin. 15-20 dk sonra çorbanız servise hazır.

Tarifi Ekleyen: Ebru


2011 Yatak Odası Takımları

January 17, 2011

Bu yazımızda sizlere önemli bir dekorasyon konusundan bahsedeceğiz..Evlerimizde en çok özendiğimiz ve en çok zaman geçirdiğimiz yerlerden bir tanesi yatak odalarıdır.Bu yazımızda yatak odası almak isteyenler için 2011 yatak odası modelleri ni sizlere sunacağız..

2011 Yatak Odası Modelleri2011 Yatak Odası Modelleri

2011 yılına yaklaştığımız şu aylarda birçok firma şimdiden 2011 yılı için yatak odası dekorasyonu için çeşitli ve değişik modelleriyle yeni sezona hazırdır. 2011 yılı yatak odası dekorasyonu için sadelikten öte şık ve modern çizgiler taşımaktadır. 2011 yılında yatak odası dekorasyonunun tasarımcıları i şıklığın yanı sıra modernliğe ve modern çağın gereksinimine uygun modellere yer vermektedir..

Yatak odası dekorasyonu için 2011 yılı zerafetin ve şıklığın yılı olacaktır. Yatak odası dekorasyonunda firmalar öncelikle rahatlığa ve konfora uygun mobilyalar üretmektedirler. Yatak odası dekorasyonunda firmalar evinize en uygun modelleri tasarlayarak sizin istediğiniz standartlarda yatak odası dizayn etmektedirler. 2011 yılına özel olarak tasarlanmış yatak odası mobilyalarıyla son derece modern bir çizgi yakalamış olursunuz.


Kansızlık Anemi nedir

January 17, 2011

Alyuvarların ya da bunların boyama maddesi olan hemoglobinin azalmasıyla nitelenen bir hastalık durumu. Kansızlık bazen enfeksiyon hastalığının ya da asalaklardan kaynaklanan bir hastalığın, bir zehirlenme olayının, bir kanserin, bir kan kanserinin ya da bir lökozun, bir kanamanın, skorbüt hastalığının belirtisi veya tamamlayıcı öğesidir. Ama kansızlık, gözlenen bozuklukları başlatan birincil belirte de olabilir. Bu durumda, kansızlığın niteliğini tam olarak belirlemek için kanın incelenmesi, kan öğelerinin sayımı, göğüs kemiğinden iğne ile alınan kemik iliğinin incelenmesi vb. yapılır. Bu incelemeler kansızlığın türünü ve derecesini belirtmeyi sağlarlar.

Alyuvarların sayısındaki azalmanın düşük olduğu, buna karşılık hemoglobin düzeyinde kesin düşüklük gösteren kansızlığa hipokrom kansızlık, hemoglobin düzeyi normal kalırken alyuvarların sayısında kesin bir düşünün gözlendiği kansızlığa hiperkrom kansızlık, her iki etkenin de orantılı bir biçimde azaldığı kansızlığa normokrom kansızlık denir. Bazı kansızlıklar alyuvarların kolay parçalanabilirliği ya da boyutlarının büyümesiyle nitelenirler. En önemli kansızlıklar arasında kloroz, biermer kansızlığı ve hemolitik kansızlıklar sayılabilir.


Yeşim Salkım 2010 İstanbul’da Aşk Albümü Şarkıları

January 16, 2011

Yeşim Salkım’ın yeni albüm çalışması İstanbul’da Aşk önümüzdeki günlerde müzik marketlerdeki yerini alacak. Dursun Salkım’ın kızı olan, ses sanatçılığı dışında oyunculuk deneyimi de olan Yeşim Salkım’ın bu albümünün Aralık ayı içerisinde piyasa olması bekleniyor.

En son 2009 yılında “7¨ adlı stüdyo albümüyle sevenlerinin karşısına çıkan Yeşim Salkım, aradan 2 yıl geçmeden diğer albümünü de çıkarıyor. Bu yeni albümde toplam 10 şarkı bulunuyor.

Albümdeki şarkılar şöyle;
1- Yeşim Salkım – İstanbul
2- Yeşim Salkım – Ayakta Alkışlar
3- Yeşim Salkım – O Zamanlar
4- Yeşim Salkım – Çabuk Çabuk
5- Yeşim Salkım – Aşk ve Ceza
6- Yeşim Salkım – Ailenin Fertleri
7- Yeşim Salkım – Yaseminler
8- Yeşim Salkım – Mehtaba Karşı
9- Yeşim Salkım – Deliler Gibi
10- Yeşim Salkım – Haberin Yok


Aileye Yeni Bir bebek Ve Kardeşin gelmesi

January 16, 2011

Aileye Yeni Bir bebek Ve Kardeşin gelmesi

Aileye Yeni Bir bebek Ve Kardeşin gelmesi

Çocuklu ailelerde yeni bir bebeğin gelmesi hem heyecan, hem de diğer bir çocuk düşünülünce kaygı verici bir durum olabiliyor. Özellikle ikinci bebeklerine hamile olan anneler ilk hamileliklerine göre farklı bir yaş dönümünde, daha bilinçli, belki de son kez hamile olacakları düşüncesinde olmaları sebebiyle hamileliklerini daha farklı bir heyecanla karşılayabiliyorlar. Diğer taraftan aynı anneler, ilk çocuklarıyla hamilelik boyunca ya da sonrasında yeterince ilgilenememekten, ilk çocuklarının ikinci plana düşmelerinden, artık sevilmediklerini düşünmelerinden, yeni doğacak bebeği kıskanıp üzülmelerinden ve bu sebepten ruhsal problemler yaşayabilmelerinden ciddi kaygılar içinde de olabiliyorlar.

Aileye yeni bir bireyin katılması elbette ki yaşanılan ortamda birtakım değişiklikler yaşanmasına sebep oluyor, bu değişikliklere karşı bakış ve duruşunuzun yaşanılan bu değişimlerin ya bir sorun ya da yeni yaşama adapte olma adına olumlu bir alternatif oluşturmasında önemli bir kriter olabiliyor. Bu durumda hem yaşanılan anın tadını çıkarmak hem de yenilikleri yumuşak geçişlerle olumlu karşılamak adına birtakım yaklaşımlar içinde olmak faydalı olacaktır.

•Bu dönemde her şeyin üstesinden sadece sizin gelmeye çalışmanız, kendinizi çaresiz hissetmenize sebep olacaktır ve en önemlisi bunun bir süreç olması sebebiyle uzun vadede çabuk yorulacak ve o zamana kadarki çabalarınızı geçersiz görme eğiliminde olacaksınız. Yaşadığınız kaygı ve sıkıntılarınızı eşiniz, çevreniz ya da uzman kimselerle paylaşmak hem üzerinizdeki yükü hafifletecek hem de uzun vadede yaşanabilecek durumlara karşı ruhsal durumunuzu korumanıza hatta daha olumlu ve güçlü durmanıza yardımcı olacak, yaşadığınız andan keyif almanızı kolaylaştıracaktır.

• Hamile olduğunuzu öğrendiğiniz andan itibaren ilk çocuğunuzu adım adım yaşanacaklara hazırlamak önemlidir. Çocuğunuzu olası yenilik ve değişimlerden haberdar etmek, onunla paylaşım ve iletişim içinde olmak hatta çeşitli konularda onun da görüşlerini almak, çocuğunuzun yeni bir kardeşe hazırlanmasında, kendini bu yeni durumun bir parçası gibi hissetmesinde, beklenmedik durumlar karşısında yaşayabileceği stres ve gerginliği böylelikle yaşamamasında faydalı olacaktır. Tüm bu uygulamalarda çocuğunuza yaşananları tam deneyimlemesi için-çocuğunuz algılama ve anlamada sizin kadar hızlı olmayabilir- zaman vermeniz, onu herhangi bir davranış içinde olmaya zorlamamanız –‘sen kardeşine bakacaksın’ ya da ‘sen büyük kardeşsin artık bebekliğin bitti kardeşin daha küçük ve o evin bebeği’ gibi- ve bu konularda konuşmak ya da dinlemek istemediği zamanlarda da ona saygı göstermeniz önemlidir.

•Yaklaşımlarınızın gerçekçi olmasına da dikkat etmelisiniz; örneğin çocuğunuzun kardeşini hiç kıskanmasını istememeniz ya da çocuğunuza her şey aynı olacak hiçbirsey değişmeyecek demeniz hiç gerçekçi bir yaklaşım değildir. Çocuğunuz zaman zaman kardeşini kıskanacak hatta ileride küçük kardeşi de onu kıskanabilecektir, ayrıca çocuğunuz bazı zamanlarda kardeşine ve size kızabilir hatta sizi ve kardeşini sevmediğini bile ifade edebilir; çocuğunuzun bu yaklaşımlarını anlamaya çalışın, bırakın olumsuz duygularını da ifade etsin, bu tutumu olumsuz bile olsa sizinle yine de bir paylaşım içinde olduğunu gösterir, onun olumlu duygularının yanı sıra olumsuz duygularını da ifade etmesine izin verin. Olumsuz yaklaşımlar karşısında hemen kendinizi suçlamaktan ya da çocuğunuzla bir savaş içine girmekten kaçının; göreceksiniz çocuğunuz dinlenildiğini ve kabul gördüğünü hissettikten bir süre sonra rahatlayacak ve bu sefer o sizi dinleyecek, kabul edecek ve size yaklaşacaktır.

•Bir anne olarak kendinize ve içgüdülerinize güvenin, siz de biliyorsunuz ki pek çok durumda en iyiyi siz biliyor ve hissediyorsunuz. Kendi yolunuzda kaybolduğunuzu hissettiğiniz zamanlar elbette ki olacaktır, o zamanlarda da yardım almaktan çekinmeyin, bu sizi zayıflatmaz aksine sizi güçlü kılacaktır.

Yaşamın getirdikleriyle birlikte sizin hamileliğiniz sona erecek, bebeğiniz doğacak ve çocuğunuz zaman içinde kardeşini benimseyecektir, elbette amacımız bu sürecin sağlıklı ve mutlu işler olmasıdır. Tüm bunların yanı sıra çocuğunuza duyarlı olmanız, onu anlamaya çalışmanız, onun uzaktan da olsa takipçisi olmanız ve eğer çocuğunuzda alışık olmadığınız durumları fark etmeniz halinde de bir uzmandan yardım almaktan kaçınmamanız bazen bazı sıkıntıların daha büyümeden önüne geçilmesini sağlayacaktır. Unutmayın önemli olan bir sorun ya da hastalık anında ne yapacağımız değil, daha bunlar olmadan nasıl bir önlem alacağımız ya da sağlıklı halimizi daha iyi nasıl koruyacağımızdır.

Her yaşanılan an güzelliğini içinde saklar, işte o her anın güzelliğini keşfettikçe, kaygı ve karamsarlığın karanlığından uzaklaşmaya aydınlığın içinde huzur bulmaya başlarsınız…